Spread the love

Yazı: Simge Fıstıkoğlu / Fotoğraflar: Serhat Özdek

Keşke biraz daha zamanım olsaydı. Yani VW Beetle ile daha fazla vakit geçirebilseydim.

Otomobil markalarının sloganlarına, internet sitelerinde ‘hakkında’ kısmında yazan ve ağır edebiyat kokan ifadelerine -çoğunlukla- gülüyorum. İçimden ‘Acaba bu cümleyi çok düşündüler mi?’ diyorum. Beetle’ı anlatan cümlelerden biri de girişte yazdığım bu cümle işte… Eğer söz konusu klasik bir otomobil ise ben değişmesini değil, gelişmesini tercih ederim. Ruhuna sadık kalması, benim için teknolojik donanımından daha mühim. Bu bakımdan beetle’ın değişimiyle pek ilgilenmiyorum. Ruhunu koruduğu ise kesin. Direksiyona oturduğum anda ilk intiba, ‘Yüzlerce kilometre gidebilirim’… Motoru çalıştırıp yola koyulunca, hele bir de trafikten kurtulunca bu his daha da güçleniyor. 1197 cc’lik motoru saatte 180 km. Maksimum hız üretebiliyor, 100 km.ye ise 11 saniyeden az bir sürede erişiyor. Ortalama 5.9 litre yakıt tüketimi olan, triptronik seçeneğiyle 7 ileri vitesli beetle’ı çoğunlukla sport modunda kullandım ve yol tutuşunu sevdim.

Ruhu olan bir otomobil dedim ya, kendi ruhunuzu yansıtmanıza da imkan tanıyor. Design donanım serisi, otomobilinizin içini de dışıyla uyumlu -ve daha renkli- kılıyor.

Digital Car Magazine Genel Yayın Yönetmeni Aykut Özdek ‘beetle’ı denemek ister misin?’ dediğinde heyecanlanmıştım. Fakat bilgisayarımın başına oturduğumdan bu yana yazarken aynı heyecanı duy(a)madığımı hissettim. ‘Neden?’ diye düşündüm ve otomobille yeterince vakit geçirmediğim için teknik bilgimin, aktaracak duygumdan fazla olduğunu üzülerek fark ettim.

Keşke biraz daha zamanımız olsaydı beetle… Tanısan sen de beni severdin 🙂

Geniş zamanlarda telaşsız sürüşler dilerim.

Did you like this? Share it:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Instagram has returned invalid data.

Bizi Takip Edin.