Spread the love

_M3A4822a

Yıllardır bir şehir, ülke ve hatta global bir efsane olan ‘Petrol tekeli sebebiyle, teknoloji ilerlese de elektrikli araçlar asla kullanıma girmeyecek’söylemi, yavaşyavaştarih olmaya başladı.

Son senelerde büyük otomobil markalarıtarafından sahiplenilmeye başlanan Hybrid ve elektrikli araçların seri üretimi, nihayet ülkemizde de caddelerde kendini göstermeye başladı. TV reklamlarında bile ilk sinyaller veriliyor.

Trend bu şekilde ilerlerken, bu araçlardan birini denemeli diye düşünüp, BMW İ3’ün sürücü koltuğunda buldum kendimi.

 

BMW İ3 kompakt tasarımıyla dış görünüşü itibarıyla tam bir şehir içi otomobili olduğunu ilk bakışta hissettiriyor. Bu tanım, aslında kullanmaya başladıktan sonra kalan şarj ve menzil ibresine baktığınızda daha da pekişiyor.

Oldukça hafif karbon fiber malzemelerden üretilmiş olan İ3’te, sürüş pozisyonu aracın kendisi gibi biraz yüksek konumlanmış. Bu da küçük SUV’lerin hızla rağbet gördüğüTürkiye pazarında aracın satışınıhızlandıracak bir özellik gibi görünüyor. Ön konsol ve kapıiçlerinde dönüştürülebilir malzemelerin kullanılmışolması, konseptinin sadeliğinin altınıçizerken, basit içtasarımında BMW kalite ve havasından ödün verilmediğini belirtmeliyim. Büyük ölçüde sürdürülebilirlik konseptine sadık kalarak ekolojik malzemelerden imal edilen elektrikli araçta, doğal tabaklanmış deri, açık gözenekli okaliptüs ağacı gibi sıra dışı doğallığı ve geri dönüşümü mümkün kılan bir malzeme seçimine gidilmiş. BMW’nin ‘i’segmentini simgeleyen ve aracın dıştasarımında logo etrafıve genel hatlarında karşımıza çıkan mavi renk, direksiyon üzerinde ve koltuk kenarlarında da göz alıcışekilde kullanılmış. Dashboard basit ve zarif. Ama bu ucuz bir görüntüdeğil, bahsettiğim bu sadelik, daha çok son teknoloji bir aracın kullanım sadeliğiyle ilintili duruyor. Ön kapının aksi aksında açılan arka kapı, araca girişi çok basitleştirmişdurumda. Aslında iki üçgün i3 kullandıktan sonra geleneksel araçlarda da neden bu sistemin kullanılmadığınıdüşünmeye başladım.

Vites BMW’den alışık olmadığımız şekilde direksiyon yanındaki koldan değiştiriliyor. Bazı Fransız markalarında bulunan bu kullanım, çok rağbet görmemiş, hatta bayağı tartışılmıştı. Ancak İ3’üsatın alacak olan kullanıcı, birçok yeniliğe kendini hazırladığından alışılması çok zor olmaz diye düşünüyorum. Standart BMW konfor ve güvenlik donanımlarının neredeyse tamamını barındıran İ3, lüks bir otomobilde olduğunuzu, her detayında size hatırlatıyor. Bir tek arka koltuklarının gereğinden fazla sert duruşu ve orta kısmında bulunan bardaklık sebebiyle iki kişilik olması beni biraz düşündürdü.

İ3’ün diğer tasarım ve teknik özelliklerini zaten her yerde okuyorsunuz. Benim esas yazının başından beri yeri gelse de cümleye girsem diye kendimi zor tuttuğum bir kısım var ki, işte şimdi oraya giriyorum: Sürüş…

Açıkçası ekolojik, emisyon dostu ve ekonomik kelimeleri yan yana gelince ben sürüş keyfi bakımından vasat bir his beklentisi içindeydim yeni nesil BMW’den. Ama hiçde öyle olmadı. i3, gerçekten ağzınızı açık bırakacak bir ivmelenmeye sahip. Özellikle 0-100 arası aralıkta koltuğunuza yapışıyorsunuz. Abartılı mı buldunuz? Hemen test edin, bana hak vereceksiniz. Neredeyse sıfır ses ile çalışan motoru ile bu güçbirleşince, çok zevkli bir oyuncak haline geliyor. Sürüşdinamikleri bakımından da bir BMW’yi hiçaratmayan i3’ün bir de mıknatıs özelliği mevcut. Trafikteyken tüm gözler üzerinizde. İstisnasız her sürücüve yayanın gözleri bir an için bile olsa hayranlıkla size bakıyor. Emin olun, böyle bir ilgiyi pazardaki en pahalı spor arabalarla bile toplamanız çok mümkün olmayabilir.

Araç iyi hızlanıyor, siz de gaza gelip (benzin kullanmayan bir araçta sözün gelişi) pedala abandıkça abanıyorsunuz. Peki bu mutluluk, ne kadar sürebiliyor? İşte önemli, hatta en önemli noktalardan biri bu. Çünkü hızlandıkça menzil göstergesindeki rakamın azalması, sizde ufak bir tedirginlik yaratıyor. Maksimum 160 km menzil sağlayan i3’ünüzü Eco moduna alırsanız menzilinizi 20 km daha arttırmış oluyorsunuz. Şarj istasyonu ya da evinize uzaktasınız ve menzilden dolayı yavaş yavaş ter mi basmaya başladı? Eco Pro modu işte bunun için. Kullanım şeklinizi Eco Pro’ya aldığınızda, o ilk başta ballandıra ballandıra anlattığım ivmelenmeden eser kalmıyor, araç bildiğiniz çarpışan otomobil moduna geçiyor ve klima dahil içeride konfor arttırıcı her türlü fonksiyonu kapatıyor. Eve varacaksınız yüksek ihtimalle; ama artık konforlu değilsiniz.

i3 yepyeni bir dünya. Uzay aracı gibi tasarımından, kabin ve yürüyen aksam olan iki modülün güzel uyumundan oluşan ve daha çok yaşam alanı yaratan LifeDrive karakterine kadar anlatacak çok şey var. Bu bilgilerin bir çoğunu da internette ya da basın bültenlerinde kolaylıkla bulabiliyorsunuz.

Ama eksik olan ve kullanıcı olarak akılda soru işareti olarak kalan bir konu var: Şarj konusu.

Ufak bir matematik işlemiyle BMW i3’ün menzilinin şehir içi bir kullanımı amaçladığını anlayabiliyoruz. ‘Müşterimiz çok uzağa gidemiyor ve sıklıkla ve çeşitli lokasyonlarda şarj edebilmeli’mesajınıönceden ve doğru okuyan BMWi yönetimi, tüm dünyada giderek büyüyen Chargenow’u Türkiye’de hızla geliştirmeyi amaçlıyor. www.e-sarj.com internet adresinde, tüm Türkiye’de size üyelik kapsamında hizmet vermeye hazır istasyonları bulabilirsiniz. Sanıyorum, önümüzdeki yıllarda bu hizmet, geleneksel yakıt istasyonlarında da boy göstermeye başlayacak.

Çok değil, bir kaç yıl içinde büyük bir gelişim beklediğim elektrikli otomobil segmenti, ulaşımda sektöründeki standartları yeninden belirleyecek gibi gözüküyor. Biz yaratacağı ekonomi, daha az trafik gürültüsü gibi özelliklerinden faydalanacağız, çocuklarımız da daha çok ekoloji ve daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir yaşam alanı olarak katkı sağlayacak gibi duruyor.

 

Yazı: Hakan Bayülgen Fotoğraf: Serhat Özdek

Did you like this? Share it:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Instagram has returned invalid data.

Bizi Takip Edin.