Spread the love

Passat’ın en hızlısı aynı zamanda en konforlusu. Çift karaktere sahip 240 beygirlik Passat bu ay konuğumuz.

Aslında 200 beygir üstü hızlı bir Passat opsiyonu 90’lardan beri var. Bu modeller kimi zaman yüksek yakıt tüketimi, kimi zaman yüksek vergi oranları sebebiyle Türkiye’de pek tercih edilmedi veya satılmadılar. Ancak Passat bu defa Türkiye pazarına uygun sportif bir formül bulmuş görünüyor. Hem 0’dan 100’e 6.1 saniyede çıkan, hem de sakin kullanımda 100 kilometrede 5 litre yakıt tüketebilen bu motor, Türk tüketicilerinin sevgilisi olma potansiyeline sahipti. Tabii ÖTV oranları bu kadar yüksek olmasaydı!

Fırsat buldukça yaptığımız dede torun karşılaştırmasını bu defa Türkiye’nin en çok satan D segmenti sedanı için yapıyoruz. Birçoğumuzun kafasındaki Premium’a yakın ama Premium’dan daha uygun fiyatlı otomobil algısını yaratan 2008 model B6 kasa kodlu Passat, bu yazımızda dede görevini üstleniyor. 2 litre dizel motoru günümüz 1.5-1.6 litre dizel motorlarına benzer şekilde 140 beygir güç, 300 Nm tork üretse de, bu gücün devirlere oldukça homojen dağılması, hem trafikte vites değiştirme sıklığınızı azaltıyor, hem de sürüş konforunuzu oldukça arttırıyor. İç mekanda kullanılan malzemeler Premium rakipleri ile bugün bile kapışacak seviyede. Geçen 12 seneye rağmen herhangi bir trim sesi olmaması ise dönemin üretim kalitesinin ve VW’nin gösterdiği özenin seviyesini ispat ediyor. Bu otomobilin 2005 yılında bu şekilde piyasaya sürüldüğünde yarattığı etkiyi hayal etmek ise müşteri kitlesinin Passat bağlılığını ve niye vazgeçemediklerini net bir şekilde anlamınızı sağlıyor.

Günümüze dönecek olursak, 240 beygir güç, 500 Nm tork, 2 litrelik bir dizel motor için oldukça etkileyici değerler. Bu güç seviyelerini 3 litrelik 6 silindirli motorlarda yeni yeni görmeye başlayalı daha 10 yıl bile olmamışken, 4 silindirli 2 litrelik bir motorda bu değerler takdir edilesi bir başarı. Çift turbo sayesinde bu güç ani bir patlama yerine, selefindeki gibi oldukça homojen ve konforlu bir şekilde tekerleklere iletiliyor. Bu konforda ıslak çift kavramaya sahip 7 ileri otomatik şanzımanın da etkisi büyük. Her ne kadar İstanbul’un yokuşlu sokaklarındaki park manevralarında, bütün çift kavrama şanzımanlar gibi ani hareketler yapsa da, dur kalk trafikte oldukça yumuşak ve konforlu karakteri ile bizi şaşırttı. Asıl sürpriz ise, Golf R’da olduğu gibi “Launch Control” yapabilmesi. ESP’yi “Sport” moda alıp frene ve gaza aynı anda basarak kolayca aktif hale getirdiğiniz sistem, motoru 3200 devire kilitleyip freni bıraktığınız anda sizi koltuğa gömerek 1721 kilogramlık bu canavarı 6.1 saniyede 100km/s hıza ulaştırıyor.

Ancak asıl şaşırtıcı olan bu otomobilin çift karakterli olması. 240 beygirlik versiyonla gelen DCC (Dynamic Chassis Control) sistemi, adaptif süspansiyonlar sayesinde “Sport” modda iken İstanbul Park için bile fazlasıyla sert bir karaktere bürünüyor. “Comfort” moda aldığınızda, kendinizi en yoğun İstanbul trafiğinde bulsanız bile, sizi bir anda şömine ateşinin başında, elinizde sıcak kahve kupanız ve üstünüzde battaniyenizle, koltuğunuzda boğaz manzarasını izlediğiniz bir konfor küresinin içine koyuyor. Bütün bu atmosferi bozan tek şey ise bu konfor ve sessizlik küresine yakışmayan dizel sesi. Kimi rakiplerin iyi bir ses izolasyonu ile giderdiği bu konunun Passat’ta hallolmamış olması üzücü. DCC’nin bir yeni özelliği ise, VW’nin sabit “Comfort”, “Normal” ve “Sport” ayarlarını beğenmeyenler için, aralara 15 ayar daha koyulması. “Individual” sürüş seçeneğinde “Comfort”tan daha konforlu 2 seviye daha var. Otoyol sürüşü için fazla yumuşak olsalar da, özellikle İstanbul’un bozuk sokakları için 19 inçlik jantlara rağmen mükemmel bir konfor sunuyorlar. Test süresi boyunca kendi yaptığım en konforlu ayar ile kullandım diyebilirim.

Aracın içine geçtiğimizde, makyaj ilk açıklandığında çıkan fotoğraflarda, kullanıcıların en çok tepkisini çeken orta konsoldaki saatin kaybolması oldu. Kokpitte genel tasarım çizgileri değişmezken, detaylarda bazı gereksiz fazlalıkların silindiğini görüyoruz. Multimedya sisteminin çıkıntı yapan tuşları gitmiş ve sistem tek bir dikdörtgen içerisine alınmış. 4’lü flaşörler ve park sensör tuşlarının olduğu grup ise yok edilerek 4’lünün tuşu eskiden saatin olduğu alana alınmış. Son dönemde popülerleşen gri renkli ahşap trimler, Passat’ta “Silver Birch” adıyla en üst donanımda yerini alıyor ve kabine oldukça şık bir görüntü sunuyor. Üst donanım derken, donanım isimleri de artık değişmiş. Eskinin Highline’ı artık “Elegance” adını almış. Bunu sırasıyla “Business” ve “Impression” takip ediyor. “Ergocomfort” koltuklar her zamanki gibi çok konforlu. Multimedya sistemi biraz alışkanlık gerektiriyor. Standart ses sistemi ise bu fiyata göre başarısız kalıyor. Gösterge paneli her seviyede elektronik ekran olarak yer alıyor ve bu ekranın kişiselleştirme ve bilgi verme seviyesi oldukça yeterli. En üst donanımda yer alan ve “IQ.Light” adına sahip adaptif farlar mükemmel bir aydınlatma karakterine sahip. VW’in otonom sürüşe oldukça yakın olan sürüş güvenliği sistemleri ise “IQ.Drive” ismi altında toplanmış ve maalesef şu anda Türkiye’de isteseniz de satın alamayacağınız bir opsiyon.

Artık 508 gibi güçlü bir rakibi varken Passat’ın işinin zor olabileceğini düşünebilirsiniz. Rakipleri daha uygun fiyata daha yüksek donanım seviyesi sunsa da, Passat bundan 15 yıl önce yarattığı imajın etkisini kullanmaya devam ediyor. Rakipleri standart bir sedan imajından uzaklaşmayı tercih ederken, Passat daha mütevazi bir sedan paketi içerisinde yine en iyi tecrübeyi sunmayı tercih ediyor. Uzun vadede doğru taktiği kimin uyguladığını tahmin etmek zor. Sadece geçen aya bakarak, Passat’ın en çok satan D sedan olduğunu gördüğümüzde VW’in bir şeyleri doğru yaptığını kabul etmemiz gerekiyor. 240 beygirlik bu versiyonun 555.000 TL’lik fiyatı ise mevcut vergi sisteminde çok da eleştiremediğimiz bir detay olarak kalıyor.

Did you like this? Share it:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Instagram has returned invalid data.

Bizi Takip Edin.