Spread the love
YAZI: MUHİP TUNA METİ

20.000 liralık fiyat farkı, benzin mi dizel mi sorusunu hiç olmadığı kadar önemli kılıyor.

Eğer yazının devamında önden çeker bir yapıya geçmenin büyük bir hata olduğunu okumayı bekliyorsanız, çok şaşıracağınızı söyleyebilirim. Öncelikle bu kararın altında yatan nedenleri aydınlatmakta fayda var. 1 Serisi müşterilerinin büyük çoğunluğu, otomobillerinin arkadan itişli olduğunu bilmiyor. Hatta önden çeker ve arkadan itiş arasındaki farkın ne anlam ifade ettiğinin bile farkında değiller. Buna ek olarak, arkadan itişin gerçekten anlam ifade ettiği 6 silindirli motora sahip 1 Serilerinin, 4 silindirli kardeşlerine göre toplam satış içerisinde %5’e sahip olması da BMW’yi bu karara iten nedenlerden biri olarak açıklanıyor. Kısaca “biz otomobil manyaklarının” sayıca az olması ve ortalama müşteriye bu özelliklerin bir anlam ifade etmemesi arkadan itişin sonunu getirdi.

1 Serisi’nin bu dönüşümü sonrası en büyük değişiklik iç mekan hacminde yaşanmış. Önceki nesillerde ciddi eleştiri kaynağı olan arka diz mesafesi, artık konforlu bir yaşam alanı sunuyor. Arkaya geçtiğinizde bir BMW’de olduğunuza inanmakta zorlanabilirsiniz, önceki nesil 3 Serisi bile bu kadar rahat değildi. Yanlamasına yerleştirilen motor sayesinde sürücü pozisyonu ve kokpit de ön cama yaklaşmış. Ön kapılar da artık tekerleklere daha yakın bir noktadan başlıyor, bu sayede iniş biniş de kolaylaşmış. Bagaj hacmi de kokpitin öne doğru hareketinden etkilenmiş ve Mercedes A Serisi’nden 10lt daha fazla alan sunarak 380lt’ye çıkmış.

Kokpit tasarımı ise kimi öğeleri ile abisi 3 Serisi’nden ödünç alınma. Bu noktada en başarılı rakip, S Serisi’nden ödünç alınma öğelere sahip olan A Serisi oluyor ve net bir şekilde söyleyebilirim ki, kokpit A Serisi kadar etkileyici değil. A Serisi’ndeki etkiyi yaratmasa da, kokpit BMW özelinde her zaman olduğu gibi sürücü odaklı bir tasarıma sahip ve baz donanımdaki analog göstergeler bile çok şık. Ancak analog göstergeler arasındaki elektronik yol bilgisayarı BMW için biraz fazla basit kalmış. Eski nesildeki basit ekrana göre gelişme olsa da, 2021 için yeterli bir ekran değil. Buna muhatap kalmamak için “Live Cockpit” opsiyonuyla gelen elektronik gösterge seçeneğini almak gerekiyor.

Test aracımız 1.5 litrelik 3 silindire sahip dizel 1.16d Sportline versiyonuydu. Eğer yılda 20.000 km’yi bulan mesafeler yapıyorsanız mantıklı bir motor. Neredeyse hibritlerle yarışan bir yakıt tüketimine sahip.  Ancak 116 beygirlik gücü ve dizel karakteri, benzinli kardeşine göre çok daha cansız bir hayat yaşamanıza sebep oluyor. Düşük yakıt tüketiminin karşılığında, benzinli kardeşin pürüzsüzlüğü ve sessizliğinden feragat ediyorsunuz. Yine de güç ve tork devir bandına homojen dağıtılarak oldukça canlı bir karakter yaratılmış. 7 ileri otomatik şanzıman ise çift kavrama, BMW M modelleri dışında ilk defa çift kavrama şanzıman kullanıyor. Eski adıyla GETRAG yeni adıyla MAGNA tarafından üretilen ıslak kavramaya sahip ünite, aslında Mercedes A200’de de tecrübe ettiğimiz şanzımanın aynısı. Ancak BMW mühendislerinin ince ayarı ile tamamen farklı bir karaktere sahip. Özellikle Sport moda alınca kafanızı arkaya vura vura değişen vitesler, BMW’nin en baz modelini kullandığınıza inanmakta zorluk çekmenize sebep oluyor.

Yakıt tüketimi ise önceki nesle paralellik gösteriyor. Resmi verileri şehir içi 4.5lt/100km, şehir dışı 3.5lt/100km. Gerçek hayatta test ettiğimiz süre boyunca, sakin kullanımda şehir içi 5.5lt/100km, otoban hızlarında 4lt/100km değerleri ile karşılaştık. Dikkat edince resmi verileri yakalamak işten bile değil. Dizel alternatiflerinin azaldığı bu dönemde 1.16d mantıklı olmanın ötesinde gerçekten ekonomik bir seçenek. Motor şanzıman ikilisindeki en şaşırtıcı durumu ise start-stop sisteminde yaşadık. Tam otomatik şanzımanlı 6 silindirli dizel motorlarda bile sarsıntısız ayarı tutturabilen BMW, sanırım yeni çift kavrama şanzımanda biraz tecrübesiz kalmış. Start-Stop 10 yıl önceki gibi kendini hissettirerek devreye girip çıkıyor.

Aracın dinamikleri ise eski nesle göre sertleşmiş. Tatlı sert diye tanımladığımız bu ayarlar, yoldaki bozuklukların keskin köşelerini törpülemekte başarılı ancak yok edecek kadar da yumuşak değil. Bu sertlik virajda size yol tutuşu olarak geri dönüyor. Ayarın mükemmelliğini ise viraj içerisinde bir bozukluk üstünden geçerken anlıyorsunuz. Bozukluğu ezip geçerken, çizgisinden kaymadan gitmeye devam ediyor. İdeal bir dünyada (düzgün asfaltlı yollara sahip bir dünyayı kastediyorum) asla şikayet etmeyeceğiniz bir ayar, ancak bu haliyle gün içerisinde 5. rögar kapağına düştükten sonra biraz şikayet etmeye başlayabilirsiniz. Ben etmedim.

Bilgileri ve fotoğrafları ilk çıktığında ciddi eleştiri alan, fotoğraflarda alçaltılmış bir SUV gibi görünen 1 Serisi, çıplak gözle baktığınızda normal bir hatchbackten farklı olmayan ve BMW DNA’larını korumuş bir otomobil olmuş. “Önden çeker BMW mi olur?” eleştirilerini, BMW segmentinin en dinamik önden çeker otomobilini yaratarak yok etmiş. Sonuçları ise sene sonunda sayılar söyleyecek.

Did you like this? Share it:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Instagram did not return a 200.

Bizi Takip Edin.