Spread the love

Bazen Kahraman Olmak İçin En İyisi Olmanız Gerekmez

 

Swift’in ilk nesli 2000 yılında çıkmış olsa da, başka isimlerle 1983’ten beri üretilen Swift, en çok satan olmamasına rağmen, ekonomik fiyatıyla rakiplerine her zaman iyi bir alternatif olmayı başardı. Bunun dışında müşterilerine 4×4 gibi ilginç alternatifler sunmayı da başaran bir model olarak hep sıradanlığa karşı bir model oldu. 4. Nesli ile beraber işler biraz değişmiş gibi. Fiyat anlamında rakiplerinden çok da farklı olmayan Swift, iç mekan kalitesi ve heyecanlı tasarım ile rakiplerinden müşteri çalmayı hedeflemiş.

Swift’in sürüş keyfinden bahsetmek gerekirse, Nurburgring’in en çok kiralanan arabası desek herkes anlar sanırım. Test aracımızdaki 1.2 litrelik 90 beygir 120 Nm güç üreten motor, CVT şanzıman ile beraber sportiflik anlamında hiçbir şey sunmayacakmış gibi dursa da, agresif kullanımda motor devrini sürekli maksimum güç/tork noktasında tutan şanzıman, limitlerde keyifli bir sürüş yapmanızı sağlıyor. Bu noktada asıl şaşırtan hafif sert sportif ayara sahip süspansiyonlar ile şasinin dengesi. Swift’i ne kadar zorlarsanız zorlayın yoldan asla çıkmayacakmış hissi veren dinamikler, Fiesta’dan bile daha keyifli. Boşuna Ring’in en popüler arabası değil.

Yakıt tüketimi ise bir başka başarı konusu, ne kadar zorlarsanız zorlayın 6.5lt/100km’nin üstüne çıkmak zor. Şehir dışında ise düşük oranlı CVT şanzımanın 120km/s’te motoru 3000 devirde tutması sebebiyle tüketim 6 litrede kalıyor. Kısaca Swift tam bir şehir içi otomobili, ancak sportif ayarlanan süspansiyonlar şehir içinde konforu olumsuz etkiliyor. Açıkçası biraz daha konforlu bir ayar için yol tutuştan biraz feragat edebilirdim. Diğer taraftan Avrupa’nın pürüzsüz yollarında bu aracı virajdan viraja koşturmanın hayalini kurunca, bu ayarı çok da eleştiremiyorum. Kesin olan bir şey var, Swift’in sürüş dinamikleri ve hissiyatı çok iyi.

İç mekana geçtiğimizde klasik Uzakdoğu ergonomisi bizi karşılıyor, malzeme kalitesi ortalama, kokpit tasarımı ise bir Uzakdoğuludan beklenmeyecek kadar renkli. Ancak Android tabanlı multimedya sistemi gerçekten kötü. Hem bluetooth ile telefon bağlantısında problemli, hem de kendi menülerinde ciddi karışık bir sistem var karşımızda. Mümkünse Android tabanlı sistemden uzak durmakta fayda var. Gösterge panelinde ise, yol bilgisayarı ekranında, fren gaz kullanım miktarları, güç tork göstergeleri gibi ilginç bilgiler var. Otomobilin gerçek karakteriyle ilgili ufak ipuçları aslında bunlar. Koltukların yanal destekleri çok iyi, vücudu iyi destekliyorlar. Arka diz baş mesafesi ise segmentinin iyilerinden. Uzun boylu birinin bile rahat oturabileceği arka koltuklar, bagajdan biraz hacim çalarak bu keyfi sunuyor. Bagaj hacmi 265 litre.

Yeni Swift’in dış tasarımı ise LED gündüz farlarıyla beraber oldukça sportif ve agresif bir görünüm çiziyor. Arka stoplarda da LED aydınlatmalar kullanılarak bir tasarım bütünlüğü sağlanmış. Önceki nesline göre hem daha kompakt hem de agresif görünen Swift, otomobillerin birbirine benzemeye başladığı günümüzde, başka bir otomobille karıştırmayacağınız bir tasarıma sahip. Lensli Bi-LED farların gece aydınlatması ise mükemmel, B segmentinde bu kadar iyi yol aydınlatması kolay kolay sunulmuyor.

Güvenlik teknolojilerinden bahsedecek olursa, Swift Türkiye’deki hiçbir donanımında bu teknolojileri sunmuyor. Rakipleriyle en net ayrıştığı kısım bu, ancak buna rağmen 110.000₺’lik fiyatı rakiplerinden geri kalmıyor. Bu fiyatlar ile Swift’in halihazırda sadık müşterileri dışında diğer markalardan rol çalması zor gözüküyor. Önceki nesil Swift kullanıcıları için çok büyük ilerleme kaydeden yeni Swift, rakiplerinden eskisi gibi net bir şekilde ayrışmakta ise zorluk çekiyor.

Did you like this? Share it:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Instagram has returned invalid data.

Bizi Takip Edin.