Spread the love

Mercedes-Benz, makyajlı C-Sınıfı’nın önceki modelden 6,500 farkı var diyor. Bir kısmını görmek kolay, peki geri kalanı?

Bir otomobil makyajlanırken genelde iki yol izlenir: Ya ufak tefek güncellemelerle model canlandırılır, ya da neredeyse kasa değişimi zannedilecek kadar büyük değişiklikler yapılır. Mercedes-Benz, C-Sınıfı’nın 6,500 civarı bileşenini değiştirdiklerini ve bunun da otomobilin yaklaşık yüzde ellisine tekabül ettiğini söylüyor. Ama kullandığım otomobile ilk bakışımda değişen tek şeyin farlar olduğunu söyleyebiliyorum. Farlar deyip geçmek haksızlık bu arada, öndekiler 84’er tane dönebilen LED’den oluşuyor. Tamam tamam, tamponlar da farklı. Dikkatli bakınca.

Dört far ve iki tampon cepte, peki geri kalan 6,494 fark nerede?

Farklar derinlerde

Alman devinin yalan söyleyecek hali yok. Basın bülteninden çektiğim kopya bana değişikliklerin büyük bölümünün otomobilin elektriksel mimarisinde olduğunu söylüyor. S-Sınıfı’ndan gelen altyapı, bir çok güvenlik teknolojisinin ve yarı-otonom özelliklerin C’de de kullanılmasının önünü açıyor. Ayrıca kaputun altında da büyük değişiklikler var. İşin o tarafına biraz sonra geleceğim, sırayla gidelim.

İçeriye geçince fark edebildiğim bir kaç yenilik daha var; tamamen dijitalleşen enstrüman paneli, genişleyen orta ekran ve yeni tip direksiyon simidi. C’nin konsolunda E ve S’teki gibi, hatta yeni ufaklık A’daki gibi bir ekran hegemonyası yok. Gösterge paneli konsolun tasarımına entegre vaziyette, bilgi ve eğlence ekranı ise W205’in ilk hallerinde olduğu gibi kokpite sonradan eklenen tablet havasında. En azından bu sefer 10.25 inçlik bir ebatla geliyor ve konsolu biraz daha dolu gösteriyor.

Bilgi ve eğlence demişken, bir değişiklik daha kolaylıkla dikkat çekiyor. Hayır MBUX henüz C’ye gelmemiş; fakat COMAND sisteminin kontrol ünitesindeki işlevsiz “mouse”tan sonunda vazgeçilmiş. Dokunmatik çıkıntının yokluğu, sistemi tek başına tekerlek ve etrafındaki düğmelerle kontrol etmenin ne kadar rahat olduğunu ispatlıyor; ancak bu işte MBUX ve (hala) iDrive biraz daha iyi. Multimedya sisteminin arayüzü de değiştirilerek MBUX’e benzetilmiş, fakat kullanımı MBUX kadar kolay değil ve menü geçişleri biraz yavaş.

İç mekandan geriye kalanlar eskisiyle aynı. Bu hiç kötü bir şey değil, zira C’nin içi yaşlansa bile premium orta sınıfın en iyilerinden biri. Tasarımı beş yıl sonra bile hala çok özgün, malzemeleri pek çok noktada üst düzey. Fakat bu tasarımı yapan kimse, dörtlü flaşör düğmesinin yerine ve torpido kapağının şekline karar verirken yaptığı işten sıkılmış olmalı. Acil bir durumda dörtlüleri yakabilmek için resmen uğraşıyorsunuz, torpido kapağı da açılınca gözü kullanmanızı engelliyor! En azından gözün kendisi kaliteli malzemelerle kaplı ve görece geniş.

Ön taraftaki kaliteli atmosfer hiç eksilmeden arkada da devam ediyor. Burada hacimsel bir sıkıntı yok fakat otomobilin tasarımından dolayı arka yaşam alanı pek de ferah değil. Diz mesafesi bol ama baş mesafesi boyunuza bağlı olarak kısıtlayıcı olabilir.

Sürüş deneyiminde makyaj yok

Sürüş ve konfor tarafında otomobilde bir “makyaj” sözkonusu değil. Otomobilin sürüşü, tecrübe edebildiğim tüm yeni nesil Mercedes’lerle aynı çizgide. Yola çıkınca markanın kafa yapısını anında fark ediyorsunuz; her şey çok dingin, rahat ve huzurlu. Direksiyon yavaş giderken çok hafif, hızlandıkça büründüğü karakter ise muazzam bir güven telkin ediyor. Ayrıca sürüş esnasında, her ne kadar klişe olsa da “kaputta yıldızı görmek” çok keyifli! Temponuz artınca da otomobil ağırbaşlılığından ödün vermeden size ayak uyduruyor. Fakat eğlence faktörü bu otomobilde pek yok. Otomobil, sakin bir karakterin aslında ne kadar keyifli olabileceğini göstererek “sürüş keyfi” olayına farklı bir yorum getiriyor. Ama bu huzur malesef bozuk yollarda bir anda kayboluyor; C’nin süspansiyonları kısa ve sert darbeleri tolere edemiyor ve otomobilin geri kalanına kıyasla ucuz bir intiba bırakıyor.

Makyajla beraber kaputun altında büyük değişiklikler olduğunu söylemiştim. C200’de tabii ki isminin işaret etmediği kapasitede bir motor kullanılıyor: Dört silindirli ve turboşarjlı motor 1.5 litre hacminde. Mercedes-Benz’in “orta-hibrit” EQ Boost teknolojisine sahip olan motorda 48V elektrik sistemine bağlı ve kayış tahrikli bir alternatör/marş motoru görev yapıyor. Eco modunda ayağınızı gazdan çektiğinizde eğer otomobil uygun bir koşulda olduğuna karar verirse motoru tamamen stop ediyor. Motorun durması ve yeniden çalışması tamamen pürüzsüz bir şekilde gerçekleşiyor ve otoyol koşullarında, hatta zaman zaman akıcı trafikte bile hiç yakıt harcamadan ilerlemenizi sağlıyor.

Bunun dışında 1.5’lik motor istekli bir şekilde devir çeviriyor ve devir bandının hiç bir noktasında turbo boşluğu yok. 184 HP’lik güç 4MATIC dört tekerlekten çekiş sistemi ve gecikmesiz gaz tepkisiyle birleşince özellikle ilk kalkışlarda C200’e fazlasıyla atik bir karakter katıyor. Tabii ki otomobile hızlı demek yanlış olur, ancak küçük motorun büyük kasaya yeterli gelip gelmediğini tartışmak bile yersiz. C’ye makyajla gelen 9G-Tronic şanzıman ise şüphesiz piyasadaki en iyi tork konvertörlülerden biri. Hem otomobilin sakin karakterine çok uyumlu, hem de performans konusunda geri kalmıyor. Bazı ZF’ler kadar (Stelvio mesela) dinamik olmayabilir, fakat böyle bir otomobilde de o tarz bir dinamizm garip olurdu. Yalnız bu ikili bir noktada sizi üzebilir, o da yakıt tüketimi. Motorun kendini stop etmeye kadar giden çabaları takdire şayan, ama C200 4MATIC İstanbul trafiğinde malesef 11 litreye yakın bir ortalamayla geziyor.

Suç kimde?

En üzücü kısma hazır mısınız? Kullandığım esnada test otomobili üzerindeki donanımlarla beraber 367 bin TL’ye satılıyordu, siz bu yazıyı okurken artmış bile olabilir. Burada suçu markada aramaktansa son zamanlardaki ekonomik gidişatta aramak daha doğru. Fiyatı bir kenara bırakalım; makyajlı olup olmadığı fark etmeksizin C-Sınıfı kendi segmentinde, neredeyse diğer tüm Mercedes-Benz’ler gibi sizi değerli hissettiren, şımartan bir otomobil. Yolların bozuk olmadığı bir yerde yaşıyorsanız (Türkiye’de böyle bir yer olduğunu sanmıyorum) C sizin için neredeyse harikulade bir otomobil. Neredeyse diyorum, çünkü yeni 1.5 motorun tüketimi özellikle günümüz koşullarında pek makul değil.

Did you like this? Share it:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Instagram has returned invalid data.

Bizi Takip Edin.