Spread the love

PSA grubunun en genç markası olan DS, 2015’de özgürlüğünü kazandıktan sonra tasarladığı ilk modeliyle sonunda yollarda. Citroen’in alt markası olarak geçirdiği ilk yıllardaki 3 modelden izler taşıyor olsa da (DS3, DS4 ve DS5) DS 7 hem bu sürede değişen müşteri taleplerini, hem de markanın izlemeyi düşündüğü tasarım stilini ve karakterini net bir şekilde ortaya koyuyor. Ancak her markadan bir temsilcinin bulunduğu Crossover SUV segmentine sıfırdan geç giren bir model olarak ne kadar başarılı olacağını bize zaman gösterecek.

DS 7’yi ilk gördüğünüzde dikkat çeken gündüz LED farlarının etkisini bir hayli arttırdığı yırtıcı ön tasarımı oluyor. Adeta Transformers filminde çıkma bir robot suratını andıran ön tasarım, gece sürüşlerinde sol şeritteki herkesin uzunları yakmadan sağ şeride çekilmesini de sağlıyor. 3 boyutlu detaylara sahip ön far grubu, kilitleri açar açmaz içte yer alan yanyana 3 kristal küpünü döndürerek hem 68 model DS’lerle gelen viraj içini aydınlatan farlara gönderme yapıyor, hem de sizi sabırsızlıkla bekliyormuş hissi vererek karşılıyor. Stop grubunda devam eden 3 boyutlu tasarım, otomobilin arkasında da sıradışı ve premium bir tarz yaratmış. Açıkçası benim için aydınlatma grubunun bir otomobilin karakterini yaratan en baskın özellik olduğu ilk otomobil diyebiliriz DS 7 için, üstelik sadece kozmetik değil aynı zamanda görevlerini de çok iyi yapan, gece aydınlatması oldukça net ve viraj içi aydınlatması piyasadaki en iyi modellerden biri DS 7.

Detaylara indiğinizde yüzünüze hoş bir tebessüm koyacak sayısız şey bulurken, otomobilin geneline baktığınızda çok bir süprizle karşılaşamadığımızı belirtmem gerek. DS 7’nin silüeti Audi’nin Q serisi SUV’lerini andırıyor, bunda özellikle geniş bir yükleme ağzı yaratmak için stop grubuyla beraber açılan bagaj kapağının etkisi büyük. Son 10 yılda %4000 büyüyen SUV segmenti pazarın en farklısı olmayı hedefleyen bir markayı bile SUV kervanına girmeye zorluyor. Diğer taraftan markanın tasarım karakterini kaybetmeden bu segmentte bir ürün sunabiliyor olması ise markanın başarısı.

DS 7’nin içine geçtiğimizde ise fazlasıyla premium bir tasarım ve malzeme kalitesi bizleri bekliyor. 3 farklı renkte deri seçeneği sunan DS 7, bu opsiyonların fiyatının yüksekliği nedeniyle (en son güncel hali 22.000₺) müşterilerini ister istemez çok daha güzel gözüken ve fiyatı çok daha uygun olan Alkantara kumaş seçeneğine yönlendiriyor. Sürücü mahallinde bulunan bütün düğmelerin dokunmatik olması pratiklikten biraz götürse de elmas kesim tasarım diline uygun düğmelerin tasarlanmasını sağladığı için göz yumulabilir. Koltuklar önceki DS modellerinden alıştığımız gibi, sürücüyü sarıp sarmalayıp desteklerken, yumuşak süngerleriyle oldukça konforlu bir his veriyor.

Multimedya sistemi ise PSA grubundan tanıdık i-Cockpit’e DS yorumu olmuş. Menü yapısı benzerken, grafikler otomobilin tasarımına uygun şekilde elmas kesim keskin çizgilerle değişmiş. Kullanım kolaylığı ve fonksiyonellik olarak bizden tam not alan i-Cockpit gibi, DS 7’nin multimedya sistemi de gayet başarılı. Sıra dışı bir şekilde orta klima ızgaralarının üstünde tam ortada yer alan start-stop tuşu, otomobili çalıştırmak için bastığınızda BRM imzalı saati kendi ekseni etrafında çevirerek ortaya çıkartıyor. Kısaca gösteriş kısmı dışarda farlarla içerde ise saatle devam ediyor. Orta konsolda bulunan cam açma kumandaları DS5’in kokpit tasarımının devamı sayılabilir, bu alanda en dikkat çeken şey ise Swarovski kristaline benzeyen ses kumandası. Açıkçası detaylara girdikçe bitmeyecekmiş gibi gelen DS 7’yi sonunda çalıştırdığımıza göre yola koyulup biraz da sürüş karakteri ve performansından bahsetsek iyi olacak.

DS 7’nin sürüş karakterini tek kelime ile anlatmam gerekse “konfor” derim. Peugeot 3008’den tanıdığımız, zaten konforlu bir karaktere sahip PSA EMP2 platformu üzerine inşa edilen DS 7, standart süspansiyonları ile de oldukça konforlu bir sürüş karakterine sahip. Yol üzerindeki bozuklukları rahatlıkla ezen otomobil, içeriye yolla ilgili en ufak ipucu bile vermiyor. Türkiye’ye ithal edilen araçların tamamında standart olarak sunulacak olan “DS ACTIVE SCAN SUSPENSION” sistemi aracın önünde yer alan bir kamera yardımıyla yolu tarayıp amortisörleri önüne çıkacak olan bozukluklara hazır hale getirerek sofistike bir konfor yaratıyor. Benzerlerine Rolls-Royce ve Mercedes S sınıfı gibi ultra lüks executive araçlarda rastladığımız bu sistemi daha erişilebilir bir araçta deneyimlemek oldukça güzeldi.

1.6 turbo benzinli “PureTech” motor ve 8 ileri şanzıman da otomobile canlı bir karakter katıyor. 225 beygir ve 300NM tork sayesinde otomobilin 0-100km/s hızlanması 8.3sn’de gerçekleşiyor. Özellikle uzun otoban sürüşlerinde ve sollamalarda sportiflikten çok konfor katacak bu hızlanma değerleri otomobilin karakterine gayet uygun.

Sonuç olarak DS, marka karakterine ve müşteri taleplerine uygun olarak, Avant-garde bir Crossover SUV yaratmış. Bu sınıfta kullandığım en konforlu ve Premium hissi en yüksek SUV olan DS 7’nin zayıf yönleri, kendine has detayları ve sıra dışı tasarımı düşünüldüğünde göz ardı edilebilecek kadar küçük kalıyor. Eski bir DS kullanıcısı olarak biraz yanlı bakıyor olsam da, DS 7’nin özel bir otomobil olduğu çok net ortada.

Muhip Tuna Meti

Did you like this? Share it:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Instagram has returned invalid data.

Bizi Takip Edin.