Spread the love

Evinizin Yolları Çok Mu Bozuk? Çukurlara Düşmekten Artık Bıktınız Mı? Dert Etmeyin, Citroen C3 Sizi Kurtarmaya Geliyor!

 

Açıkçası C4 Cactus ilk çıktığında kimse Citroén’in yeni tasarım dilinin bu olacağını düşünmemişti. Ancak çıkan her yeni modelle beraber bu tasarım dili hep gelişti, hep benimsendi. PSA grubunun diğer üyeleriyle bu tasarım dili sayesinde net bir şekilde ayrışan Citroen’in hedefi daha genç ruhlu müşteriler. Ekose desenli koltuk kumaşları, deri kayış kapı kolları, ve görebildiğiniz her yüzeyde oval pastel detaylar ben funk* bir tasarımım diye bağırıyor ve Citroen’in 60 ve 70’lerdeki funk tasarımını çağrıştırıyor.

Aslında C3’ün işi çok zor, öncelikle önünde Avrupa satış şampiyonu Clio var. Ardından Almanların mantıklı seçeneği Polo ve İngilizlerin sevgilisi Fiesta geliyor. Satış rakamları sıralaması böyle olsa da, yeni C3 çıktığından beri her sene arttırdığı satış grafiğiyle yavaş yavaş rakiplerine yaklaşıyor. Kısaca insanlar C3’ü beğenmeye başladı. Bunun için de birçok sebep var.

Dış tasarıma baktığımızda Cactus’ün başlattığı tasarım dilinin etkilerini görüyoruz. İki parçalı ön far grubu C3’ü bir yavru köpek kadar sevimli kılıyor. AirBumplar’ı herkes sevmese de dar alışveriş merkezi otoparkında aracınızın değerli boyasını kurtardığı bir gerçek. Üstelik sevenleri arabayı daha sempatik gösterdiğini düşünüyor. Arkaya geçtiğimizde ise oval formlu stoplar arabanın geneline hakim olan oval detayların ilham kaynağı gibi. Test aracımızın kırmızı beyaz iki renk boyası ise denk geldiğimiz 19 Mayıs konvoyuna çok yakışmıştı. Ancak diğer günler için de yüzünüze bir gülümseme koyduracak kadar iyi bir kombinasyon.

Aracın içine geçtiğimizde keyifli bir kokpit bizi bekliyor. Klima kumandalarını da içinde barındıran multimedya sistemi pek sevdiğimiz bir seçenek değil. Allahtan kullanımı diğer örneklerine göre çok daha kolay. Multimedya sisteminin geri kalanı klasik PSA grubu i-Cockpit, farklı olan ise Citroen’in ConnectedCAM adını verdiği teknoloji. İnternette kaza videosu izlememizi sağlayan Dash Cam ürünlerin otomobile entegre versiyonu olan ConnectedCAM, dikiz aynasının arkasında bulunan bir kamera ile yol görüntüsü alıyor. Kullanıcı dilerse bu görüntüyü tek tuşla sosyal medya hesaplarından da paylaşabiliyor. Açıkçası bir kaza durumunda tartışmaların önüne geçebilecek bu ufak detay gayet iyi düşünülmüş. Bunun dışında gösterge panelinde bulunan lcd ekran klasik yol bilgisayarı görevini görüyor. Yumuşak süngerli ekose desenli koltuklar fazlasıyla rahat ve bu küçük otomobile ferah bir hava katıyor.

Motor olarak PSA grubunun yıllardır ödüle doymayan 1.2 PureTech 3 silindirli benzinli motorunun 110 beygirlik versiyonu var. 205 Nm tork üreten bu motor başarılı AISIN 6 ileri şanzımanlar yola gücünü aktarıyor. Bu ikili daha önceki testlerimizde bizden hep tam not aldı. C3’te de performansı farklı değil. Otomobilin 1.100kg’ı geçen ağırlığıyla iyi başa çıkan motor-şanzıman ikilisi, şehir içerisinde 8lt’yi geçmeyen yakıt tüketimiyle göz dolduruyor. Test kullanımında hafif trafikte 6.5-7lt/100km arası bir değer elde etsek de, yoğun dur kalk trafikte bunun yükselmesi gayet doğal. Uzun yolda ise 5lt’lere düşmek işten bile değil. Motor-şanzıman ikilisinin bir diğer göz doldurduğu alan dur kalk trafikteki konforu. Sarsıntısız geçişlere sahip şanzıman, İstanbul trafiğinin kararsız ilerlemelerinde sürücünün hatalarını kapatacak kadar affedici. 0-100 hızlanması 10.5 saniye olsa da ara hızlanmalarda oldukça canlı bir karakter sunan motor, devirlenirken çıkardığı hırıltılarla da keyfimizi yerine getiriyor.

C3 en başarılı olduğu konu ise konforu, anlaşılan Citroen eğer yeni yaptığı bir otomobil en azından 200 beygirlik bir hot hatch değil ise, süspansiyonlarının her an Nürburgring’te turlamaya başlayacakmış gibi sert olmaması gerektiğini anlamış. Şasi her ne kadar PSA grubunun eski PF1 platformu olsa da, Citroen Advanced Comfort programıyla beraber benimsediği bu konforlu sürüş felsefesi ile sınıfının en konforlu otomobilini yaratmayı başarmış. Aslında Citroen markası için konfor 50’li yıllardan beri benimsediği bir konuydu. Arada unuttuğu bir dönem geçirse de, marka şehirli otomobilleri için bu felsefeyi yeniden benimseyerek doğru bir karar verdi diyebiliriz. Özellikle İstanbul’un korkunç çukurlara sahip yollarında C3’le ilerlemek büyük rahatlık. Doğal olarak bu konfor virajlarda gövde salınımının çok olmasına yol açıyor. Ancak bu durum güvenliği etkileyecek seviyede değil. Zaten bulunduğunuz otomobilin viraj avcısı bir sporcu değil de, şehir içi yol canavarı olduğunu hatırlarsanız, konfordan ödün vermeyen bu karakter için biraz gövde salınımını sineye çekebilirsiniz.

Donanım olarak güvenlik teknolojilerinde eksikleri bulunsa da, C3 özellikle Türkiye yollarına uygun konforuyla göz dolduruyor. B sınıfı bir otomobil için sahip olması gereken bütün özelliklere bir tık atan C3, eğer bu segmentte bir araç arayışı içerisindeyseniz mutlaka test etmeniz gereken bir seçenek olmuş.

 

*Funk: Artistik, modern, farklı ve havalı dizaynlar veya tasarımlar için kullanılan bir kelime.

Did you like this? Share it:
Instagram has returned invalid data.

Bizi Takip Edin.