Spread the love
TEST: BMW 4.20i Coupe Edition M Sport  / / YAZI: MUHİP TUNA METİ

BMW’nin Yeni 4 Serisi iddialı böbrek tasarımı ile eleştirilerin hedefi olmuştu. Benim de fazlasıyla katıldığım bu eleştirilerin ötesini görebilmeye çalıştım.

Bir şekilde böbrekleri görmemeyi başarırsanız, Yeni 4 Serisi ince far tasarımından, gövde boyunca akan çizgilerine kadar çok güzel bir otomobil. Arka far tasarımı mevcut 3 Serisi’nden farklı olarak daha kavisli ve eski modellere gönderme yapan bir tasarıma sahip. 3 Serisi’nin düz stopları ciddi eleştiri konusu olmuştu. Ancak tasarım göreceli bir kavram, biraz daha net konulara dönüş yapmak gerekiyor. 4 Serisi içine oturduğunuzda size net bir şekilde bir BMW içerisinde olduğunuzu söylüyor. Kokpit tasarımı her zamanki gibi sürücü odaklı, malzeme kalitesi ve bileşim noktaları sıkı, net ve hatasız. İç mekanın kişisel olarak en büyük eleştirisi, grafikleri ve tasarımı değişmeyen gösterge ekranı. Önceki nesilde analog tasarıma sahip ekranda, bu defa ekranın kenarlarına yaslanmış bir gösterge tasarımı var. Gösterge saati ve hızın bu kadar kenarda olması ve homojen olmayan dağılımı okumayı zorlaştırıyor. Diğer markalardaki gibi bu tasarımın yanında, klasik analog görünüme sahip bir tasarım seçeneği sunulsaydı bu kadar problem etmezdim. Ancak bu görüntüye mahkumuz.

4 Serisi’nin motor/şanzıman ikilisi yıllardır aşina olduğumuz 1.6 litrelik benzinli motor ve 8 ileri tam otomatik ZF şanzımandan oluşuyor. Aşina olmadığımız şey ise sürüş modlarının kalibrasyonu. “Comfort” mod önceki nesillere göre fazlasıyla ağır başlı bir ayara sahip. Ağır gaz tepkileri, güç istediğinizde oldukça geç değişen vitesler derken, “Comfort” önceki neslin “EcoPro”su kadar yumuşak başlı diyebiliriz. “EcoPro”ya geçtiğinizde işe araç resmen ölüyor. İstanbul trafiğinde etrafınızdaki sürücülerin sabrını sınayacak kadar ağır başlı kullanmak istemiyorsanız “EcoPro” modunu tavsiye etmiyorum. Bunu benim söylüyor olmam ise büyük bir şey, çünkü kendi 3.20d aracımda %90 “EcoPro” ile gezen bir insanım. Eğer 170 beygirlik 1.6 litrelik motorun gücü nerede diye merak ediyorsanız, size sürekli olarak “Sport” modda kullanmanızı tavsiye ediyorum. “Sport” moda alındığında aracın karakteri bir anda değişiyor. İnanmakta güçlük çektiğiniz 8.2 saniyelik 0-100km hızlanması gözünüze daha mümkün geliyor. Şanzıman ise motoru size sürekli maksimum torku sunan bir devir aralığında tutarak, aracın bir anda gaza dokunduğunuzda öne atılan gerçek bir BMW Coupe haline gelmesini sağlıyor. Kısaca, 4 Serisi’ni sürekli olarak “Sport” modda kullanmanız aracın karakterine ve sizin beklentilerinize daha uygun diyebilirim.

Aracı bu şekilde kullanmak ise yakıt tüketimine yüzde olarak çok ciddi etki etmiyor. Eco modda şehir içerisinde en iyi ihtimalle 100 km’de 10.5 litre gibi tüketimlerde dolaşan araç, “Sport” modda ise 11 litre ile 11.5 arasında geziyor. Şehir dışı otoban süratlerinde ise her iki modda da aynı şekilde 8 litrelik bir tüketime sahip. Bu güç, ağırlık ve büyüklük düşünüldüğünde normal değerler. Aracın otobanda Cruise hızı 160km/s, kendinizi sürekli o süratle giderken buluyorsunuz. Bu süratlerde ise bir Coupe’ye göre araç oldukça sessiz. Aracın yol ve motor izolasyonu oldukça iyi, rüzgar sesi ise çerçevesiz kapılara rağmen başarılı. Mercedes cephesinde kışın test ettiğimiz E Coupe bizi bu konuda hayal kırıklığına uğratmıştı.

Günün sonuna geldiğimize, BMW 3 Serisi M sport’un 780 bin TL fiyatına karşın, 4 Serisi M Sport’un 830 bin TL’lik liste fiyatı oldukça rekabetçi. İnmesi binmesi zor olsa da, ergonomik olarak 3 Serisi’nden daha dar bir alan sunmayan 4 Serisi’ni 50 bin TL’lik fiyat farkıyla kesinlikle tercih ederim. Sadece Türkiye’de satılan 1.6 litrelik motor klasik bir BMW sportifliği sunma konusunda bir miktar eksik kalsa da, BMW’nin bu konuda bir suçu yok, suçlu burada bizim vergi sistemimiz.

 

Did you like this? Share it:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Instagram did not return a 200.

Bizi Takip Edin.